DOLUNAY & Gecenin Gümüş Saçlı Kraliçesi

dolunay-gecebib-gumus-sacli-kralicesi
DOLUNAY & Gecenin Gümüş Saçlı Kraliçesi

Gecenin gümüş saçlı kraliçesi, 29 Ekim Pazartesi günü Akrep/Boğa ekseninde dolunay konumunda olacak ve ben de bu sebeple dolunayın eski pagan kültürlerde nasıl görülüp kullanıldıklarına ilişkin bir değerlendirme sunmak istiyorum.

Dolunay oluşurken etkisini yaklaşık 1 hafta öncesinden hissettirmeye başlar, 1 hafta sonrasına kadar da sürdürür. İnsanlarda, hayvanlarda, huzursuzluk, stres, uykusuzluk artar. Dolunay tesiriyle insanlarda tedirginlik fazlalaşır, uyku düzenleri bozulur, sabahlara kadar uykusuz geceler devam eder. Uyusalar bile kâbuslarla dolu rüyalar görürler.

Dolunay evresinde kıskançlıklar artar. Olmayan birşeyler varmış gibi görünür, yalanlara inanılır, doğrular beğenilmez. Uykusuz geçen geceler, stresli günler insanları bunalıma sokar. Sevilmemiş, istenmemiş hissine kapılıp mahsun olurlar. Bu dönemde kıskançlıklar, ayrılıklar, ihanetler fazlalaşır. Hayatınızdan çıkarmanız gereken fakat çıkaramadığınız insanlar size daha çok acı vermeye başlar.

Ezoterik bilgilere göre dolunay evresi spiritüel aydınlanmayı ve doğaüstü varlıklarla iletişim kurmayı sağlar. Nurlu ve esrarengiz olaylar dolunay evrelerinde önem kazanır. Tarih öncesi karabüyücüler Ay’ın dolunay evrelerini kullarak korkunç büyülerini gerçekleştiriyorlardı. En çok kullandıkları dolunay evresi Akrep/Boğa ile Oğlak/Yengeç eksenlerinde oluşanlarıydı. Ay’ın bu evrelerinde, Mars’ın ve Satürn’ün açıları değerlendirilirdi. Uykunun, değişimin ve hislerin gücü dolunay, gecenin gümüş saçlı kraliçesidir.

Sümerli kadın rahibeler dolunay evresinde rüyaya yatarlardı. İnanışlarına göre Ay’ın ruhu vardı ve dolunayda rüyalar aracılığıyla bu kadın rahiplerle Ay’ın ruhu iletişim kurardı. Rüya aracılığı ile Ay ruhuyla iletişim kuran kadın rahibeler, bir ay içinde olacak olan olumlu veya olumsuz olayları öğreniyorlardı. Dolunay hangi burçlarda gerçekleşmişse o burçların temsil ettiği tehlikelere, hastalıklara ve doğal afetlere karşı halkı uyarıyorlardı. Dolunayın zararlı ışınlarından korunmak için Ay’a beyaz tavşan kurban ediyorlardı.

Kadın rahibeler Ay ruhunu mutlu etmek için sütle yıkanırlar, Ay’a süt ve buğday sunarlardı. Süt doğurganlıkla ilgiliyken buğday yaşamın devam etmesi için bir nimetti. Dolunayın gerçekleştiği burçların çiçekleri, meyveleri, bitkileri Ay dolunay evresindeyken toplanılırdı. Bir ay öncesinden kalan kötü enerjilerin ve vücuttaki toksinlerin gitmesi için bol bol su içiyorlardı. İçecekleri suyun içine şeker kamışından çıkan bir sıvıyı karıştırıyorlardı.

Eski astrologlar hem doktor hem astrologdular. Ameliyatları Ay evrelerine göre yapıyorlardı. Dolunayın gerçekleştiği burçların temsil ettiği organları o gün ameliyat etmiyorlardı. Dolunayın Mars ve Satürn’e yaptığı açılara dikkat ediyorlardı. Kesilmesi gereken organları ameliyat etmekten kaçınıyorlardı.

Dolunayın Mars’la sert bakışı ameliyat yerlerinin iltihaplanmasına ve kangren olmasına işaretti. Dolunayın Satürn’le yaptığı açılar ise iyileşme gösteren kronik hastalıkların devamının, kırıkların, sakat kalmanın göstergesiydi. Astrolog olan doktorlar ameliyatlardan kaçınıyorlardı çünkü dolunay evresi yapılan ameliyatlarda kan kaybı nedeniyle insanların ölümünden korkuyorlardı ve ameliyat dikişleri erken açılıyordu.

Ezoterik astrolojide, aşk acılarını dindirmek için, Ay’ın Boğa burcuna, Güneş’in de Akrep burcuna girmesi beklenilirdi. İnanışlarına göre kara sevda, aşk acısı toprağın altına girip ölüyordu. Böylelikle, aşk acısı çekenler sağlığına kavuşuyorlardı. Aşk acısını geçirmek için nar ve nar suyundan ilaçlar yapıyorlardı. Özellikle bu ilaçların etki yapması için Ay’ın Boğa burcuna girmesini bekliyorlardı. Ay Boğa burcundayken, nardan yapılan ilaçların ve şurupların manevî değeri keşfedilmişti.

Yine ezoterik astroloji bilgilerine göre, Akrep/Boğa ekseninde gercekleşen dolunay evresindeki renk değişimi, çeşitli inanışlara neden olmuştur. Bu inanışlardan biri, kızıl rengin gösterdiği olaylardı. Dolunayın gümüşümsü kızıl renge bürünmesi savaşların, ateşli hastalıkların, hamilelerin doğumda ölmelerinin, çocuk kayıplarının, ünlü kadınların katlinin ve zina olaylarının göstergesi olmuştur.

Klasik astrolojıye göre, Boğa/Akrep eksenindeki dolunay, ticaret amacıyla yapılan yolculuklarda tehlilelerle karşılaşılıp ölümler görüleceğine işaret ediyordu. Bu sebepten ticaret anlaşmaları iptal ediliyordu.

Ortaçağ astrolojisinde, dolunay aksı Akrep ve Boğa burclarında gerçekleşmişse, büyük baş hayvanların hastalanıp ölmesine, hayvanlardan insanlara gecen bulaşıcı ve öldürücü hastalıklara, sürüngenlerden gelen tehlikelere, savaşlara, yıkımlara, kıtlığa ve zinaya işaret ediyordu. Sümer ve Mısır’daki inanç da aynıydı. Dolunayın Akrep/Boğa aksındaki konumu ünlü bır kadının katledilip öldürülmesine, yılan zehiriyle intihar olaylarına ve halk arasında, zinanın artması nedeniyle aşk cinayetlerinin yükselişine işaret ediyordu.

Geçmiş kültürlerin en çok önem verdikleri bu fenomeni anlatmaya çalıştım. Herkese dolunayı en iyi şekilde kullanacakları günler dileklerimle…

Sifa Avcin

 

 

 

Şifa Avcın, 27.10.2012, Conisborough, Catford, Londra

Sosyal Medya Paylaşım Alanı
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •